Binlerce yıldır birçok medeniyete, sayısız canlıya ev sahipliği yapmış olan Alakır Vadisi’nin can damarı Alakır Nehri’nin yanı başına kurulduğumuzda, Anadolu’nun geleneksel kırsal yaşamının son nefesine şahitlik edeceğimizin ve yeni bir başkaldırı ve dönüşümün tohumlarından biri olacağımızın öngörüsüne bu denli sahip değildik.

Kendine yeterliliğin, bağımsızlığın ve özgürlüğün anlamlandırdığı bu topraklara gelişimizin ilk 5 yılındaki günler(2004-2009) daha hala katırlarla bir ahenk içinde sürülen toprağa emanet edilen tohumlardan eren ekinin, orağın ritmiyle biçilip, rüzgarın uyumuna savrulup, eşeklerin taşıdığı ve Alakırın suyuyla dönen su değirmenlerinin taşında öğütülüp, bereket ve şükranla geldiği sofrada neşe içinde paylaşıldığı barış dolu günlerdi.

O günler ki, ne ekilirse onun biçildiği, ne biçilirse onun yeterliliğinin zenginliğinin farkındalığıyla huzur bulunduğu günlerdi çalgısıyla türküsüyle. Birinde olmayanın olanlar tarafından tamamlandığı, paylaşımın getirdiği mutlulukla renklenen bir vadiydi Alakır Vadisi.

10362932_10203356365842317_1171727790618847593_n

Önce tapu geldi.
Zilliyetliliğin ahlakı sona erdi.
GPRS cihazlarıyla milimetrik sınırlar çizildi.
‘O ağaçtan şu taşa’ olan gönül rızası, uydulardan gönderilen numaralara kabullendirildi.

Sonra tapunun neden geldiği anlaşıldı.
Sınırlarla parsellenen vadinin taşının, toprağının, suyunun vadide yaşamayan birileri tarafından yine vadide yaşamayan birilerine 49 yıllığına ‘kullanım hakkı’ satılmaya başlandı. Onbinlerce yıldır bu hakka doğuştan sahip olan canlılar, bu haklarının birileri tarafından zorla ellerinden alınmasıyla ya öldürüldüler yada ölüme terk edildiler.

Birkaç kişinin ehliyeti ve arabası olan vadide asırlık sedir ağaçları kesilerek otoban vari genişlikte yollar yapılmaya başlandı.
O yollardan vadiye gelen büyük makinalar dev ağaçları söküp taşımaya, tüm canlıların yaşam kaynağı nehri borulara almaya, dağları delmeye ve etrafı yakıp yıkmaya başladılar.

‘Kalkınma, enerji ihtiyacı, ekonomik büyüme, para…’ gibi inanılmış yalanlarla gelenler ikiyüzlüydü, hırsızdı, yalancıydı, açgözlüydü, acımasızdı, katildi.

Bu işgal ve kitlesel soykırım ortamında, 1 mart 2009’da doğdu Alakır Nehri Kardeşliği. Dünyanın her köşesinde ve her döneminde olduğu gibi, ezilenlerin, saldırıya uğrayanların, sömürülenlerin, tahakküme karşı bir başkaldırısı olarak kendiliğinden doğal bir refleks olarak ortaya çıktı. Hukuksal, bilimsel ve eylemsel alanlarda ‘yaşam’ mücadelesi başlattı.

Tamamen gönüllülerden oluşan A.N.K, maddi bağımsızlığını sanatsal etkinliklerden elde edilen bağışlardan karşılamaktadır.

‘İnandığımız gibi yaşamadığımız sürece, karşı çıktığımız düzen kadar ikiyüzlü oluruz!’ desturuyla yola çıkan A.N.K, ‘başka bir dünyanın mümkünlüğünü’ yaşanır kılmaktadır.

Korunmaya çalışanlarla, korumaya çalışanların bir olmasıdır. Bu duyarlılık ve farkındalığın getirdiği özveriyle yaşayan A.N.K gönüllüleri, dönüşümü ve mücadeleyi kendi yaşamlarında başlatmış olan canlıların kardeşliğinde buluşmaktadır.

A.N.K’nın mücadelesi aynı zamanda yaşamın ta kendisidir.

gokkusagii
Hem bir yaşam mücadelesi hem de tahakküm ettirilen yaşama alternatif olan başka bir dünyanın mümkünlüğünü yaşanır kılma halidir.

Dünyanın ve Anadolu’nun birçok yerinde filizlenmeye başlayan bu mücadele ve yaşam kültürü, günümüzdeki en evrensel ve sağlam temelli başkaldırı biçimidir zalim kapitalist sisteme karşı.

Silahsızdır ve savunmadadır. Sadece kendisine yönelen şiddete cevap verir. Saldırıya uğramadan saldırmaz. Barışa öncelik tanır.

A.N.K müdahili olduğu birçok davada hukuksal süreci yürütürken, gerçekleşen yıkımların günümüz insanı tarafından daha kolay anlaşılabilmesi adına bilimsel çalışma ve araştırmalara da destek vermektedir.

ANKAnlatım ve paylaşım dili olarak sanatsal performansları ele alan A.N.K, ‘tüketim ve kalkınma’ bahanesiyle gerçekleştirilen kapitalizmin çevre soykırımlarına ve insanların bilinçsizce bu yapılanlara ortaklığına karşı uyuyanları uyandırmaya çalışıyor, uyananları da harekete geçmeye çağırıyor.

A.N.K, sanatsal farkındalığı yüksek insanlığın, hem bu dünyayı paylaştıkları tüm canlılara hem de birbirlerine karşı daha sevgi ve saygıyla yaklaşarak birlikte uyum içinde yaşayabileceklerine inanıyor.

Tüm canlıların olduğu gibi insanların da en temel yaşam hakkı olan ‘yeme, içme ve barınma’ gereksinimlerine sistem dışı alternatiflerinin mümkünlüğünü sunuyor.

Simgesindeki, tüm renklerin birlikteliğini sembolize eden gökkuşağının kırmızısı cesareti, turuncu kardeşliği, sarı azmi, yeşil uyumu, mavi dürüstlüğü, lacivert tok gözlülüğü, mor ise farkındalığı anlatır. Fondaki siyah özgürlüğü ve hakikati, gökkuşağı renklerinin kaynağı olan ortadaki beyaz ise gerçekliği betimler.

Bunları hisseden her canlı, dünyanın neresinde olursa olsun, her ne yapıyor olursa olsun Alakır Nehri Kardeşidir. Alakır Nehri Kardeşliği’ndeki ‘kardeşlik’, tüm canlılar ile olan kardeşliği betimler.

Sevgi, barış ve kardeşlik içinde, özgürlük ve yaşam mücadelesi veren A.N.K, başını kaldıranların birlikteliğidir. Başını önüne eğecek hiçbir düşünce yada eylemi olmayanların kardeşliğidir.

Who are the Friends of Alakır River?

Friends of Alakır River are a community of volunteers who lead fully sustainable lives in the Alakır Valley, while carrying out legal and grassroots forms of activism in order to protect the natural wealth of the Valley. FAR (The Friends of Alakır River) cover the expenses of their struggle with the sales of the album called “Alakır’ın Sesi” (The Voice of Alakır) composed by volunteer artists, and other artistic efforts.

*Where is Alakır Valley ?
The valley, home to countless fauna and flowers, is 20 km in width and 70 km in length, and spreads from the Kumluca district in Antalya to the Mediterranean sea.

*What is happening in Alakır Valley ?
From the spring of The Alakır River to the coast, 8 river type hydroelectric plants have been designed one after another. Four of them have already been completed and are in operation. From the rest, one of them is in construction, two of them are awaiting the environmental impact assessment report and the other is in project development phase.
As with all completed hydroelectric plants, since the river’s water gets transported in pipes over kilometers, and only leaves %10 sap to the bottom of the valley, all life in the valley has already been greatly damaged.

*What is the current situation with the legal struggle?
Alakır Valley has been approved by the state council as a Grade 1 Natural Site Area to be protected under law. However, since the decision has not been registered by the ministry, the developers are daily continuing the destruction. Even for the ongoing cases, construction is still going on. With false and pseudo alterations on projects, developers have been sidetracking our legal victories.

*How can you help us spread the voice of all living things and news of our struggle in Alakır Valley ?
You can follow FAR on social media and spread the news to support our legal struggle by helping us strengthen public opinion about what’s happening in the valley. You can also join protests, and help us financially by buying the album, “Alakır’ın Sesi”


Comments are closed.