Çuva, ‘çuval’ ve ‘yuva’ kelimelerinden oluşturduğumuz, Elif ve 3.5 yaşındaki kızı Cana Işık için el ve gönül birliğiyle çuvaldan yaptığımız eve verdiğimiz isim.

Peki ‘Çuva’yı yapma nedeni neydi? Asıl öykü tam da burada, eylemden önce doğan fikrin kaynağında başlıyor.

Antalya’da doğup büyüyen Elif, batısını çevreleyen o görkemli Toros dağlarının hemen ardındaki Alakır Vadisi’ni farketmesiyle birlikte, 40 gün 40 gece yürüyerek Ankara’ya gitmesi dahil, HESlere karşı vadinin korunması için verilen mücadelenin içinde yer almaktaydı. Çocuğunu Alakır’da doğurmaya karar vermesiyle yapılan ‘Yuva’dan 3 sene sonra kızı Cana Işık’la birlikte yaptığı ‘Toprak’ta yaşarken başladı Çuva’nın hikayesi.

Tapulu mülkiyetlerin ve rant peşinde koşan şirketlerin 2009 yılında vadiye girmesine kadar süregelen ‘zilliyet’ duygusuyla ona verilmiş olan bir toprak parçasındaki yaşam hakkı, daha sonrasında HES şirketlerinin ve muhtarın kışkırtmalarıyla ‘işgalci, ahlaksız..’ olarak hakkında suç duyurularında bulunulup, davalar açılıp.. yaşadığı Toprak’tan çıkmaya zorlama aşamasına getirildi.

İşte tam da bu aşamada bu vicdansızlığa karşı yaşamdan ve kardeşlikten yana olanlar, hemen yan taraftaki Tuğba’nın arazisinde, el ve gönül birliğiyle Elif ile Cana Işık’a yeni yuvalarının yapımında yardımcı olmaya karar verdiler ve böylelikle de Çuva’nın öyküsü başlamış oldu.

Yuva’nın ve Toprak’ın yapım süreçlerinde olduğu gibi Çuva’nın da yapım aşamasındaki temel içgüdü; kendimizi ve etrafımızı yormadan, doğanın ritminde, el gücümüz yettiğince, atıkları değerlendirerek, bedavaya yakın bir maliyetle, sağlam, sağlıklı bir barınma alanı inşa etmekti.

Yani bir ‘yeryüzüevi‘ oluşturmak..

 

Çuvaldan ev yapımını hepimizin ilk defa deneyimlediği ve dayanışma ile örülen Çuva’nın yapımına başlamadan önce alanda ortak kullanım için vegan mutfak ve çadır alanı oluşturuldu. İnşa sürecine yardıma gelenlerin getirdikleri, gelemeyenlerin de gönderdikleri ile bereketi hiç eksilmeyen mutfağın aşı, hep birlikte hazırlayarak paylaşmanın şifası oldu her öğün.

Birkaç yüz metre aşağıdaki HES inşaatı gibi Çuva inşa alanının da kendi niyetine özgü şantiye alanı, şantiye mutfağı, şantiye şefleri.. ve tabelaları oldu.

Çuva om shanti yeah A-lanı’ndaki uyarı tabelalardan biri Alakırlı rahmetli Durmuş Demirel Amcamızın bir sözüydü;

“Yorulduğun iş doğru iş değildir”

Yaz ayları Çuva’nın planı, inşa edileceği alanın genel toprak tesviyesi, inşatta kullanılacak olan kapı, pencere, lavabo, tahta.. gibi atıkların toplanması ve malzemelerin hazırlanması ile geçti.

2 3

 

Çuvalların içine rahatça toprak doldurabilmek için, kullanacağımız çuvalın ölçülerine göre bir ‘çuval tutucusu’ hazırladık.

4

Her çuval sırasının üzerine sereceğimiz dikenli tel için bir ‘tel makarası’ oluşturduk.

5
Serilen her sırayı dövmek için, Çuva emekçilerinden Bora hurda demirleri kaynakla birleştirerek bir ‘tokmak’ yapıp getirdi.

6

Toplanan atıklar.

7

Çuva’nın yapımına başlamak için gerekli malzemeleri hazırlarken geldi Jandarma, elinde köyün yeni muhtarı ve azalarının imzalayarak Kumluca Kaymakamlığına vermiş oldukları bir kağıtla.

Kağıtta yazanlar aynen şöyle;

Kaymakamlık makamına, Kumluca

06.05.2015 tarihi itibarı ile Kuzca mahallesi ihtiyar heyeti olarak, tarih öncesi Sinit mevkiinden arazi satın alarak idaremiz dahilinde ikamet etmeye başlayan, sadece adını Birhan olarak bildiğimiz erkekle birlikte kalan birinin ismini Elif olarak bildiğimiz kişi ve kişilerden, defalarca uyarmamıza rağmen kimlik bildiriminde bulunmadıkları, ayrıca çevrelerine yaklaşan tüm insanlara hakaret ettikleri, sanki sevk ve idarelerinde bulunan alanda yasadışı faaliyet içinde oldukları, girip çıkan kişi ve kişilerin güvenlik açısından tehlike arzettikleri, beraberindeki bayanların ahlaki açıdan çevreyi rahatsız ettikleri, yukarıda bahsi geçen şahısların takip edilmesi hususunu arz ederim.

Muhtar; Ali Okur

İhtiyar Heyeti; İsmail Genç, Tahir Sarı, Yücel Kanat, Arif Ulaş

8

Jandarma hepimizin kimlik bilgilerini alıp gitti.

Biz de bu dilekçede yazılanlarla ilgili, altında imzası bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Yoruma dahi gerek olmayan bu suçlamaların arasındaki ve asıl ‘bahaneyi’ oluşturan tek teknik ayrıntı için bir bilgi notu sadece;

Bizlerin tüm kimlik bilgileri, 10 yılı aşkın süredir yaşadığımız bu toprakların o zamanki muhtarında ve jandarmasında daha en başından beri mevcuttur. Köyde oy dahi kullanılmıştır. İkamet adresimizi kaydettirmek için Kumluca Nüfus Müdürlüğü’ne seneler önce bizzat kendimiz gitmiş, ancak kendi ellerimizle yaptığımız yuvalarımız ‘ev’ sayılıp bir numara verilemediği için müdürlük kendisi bizi yaşadığımız yerde göstermemiştir. Kaldı ki bu yeni muhtarın bizlerden kimlik bilgisi konusunda bir kez dahi talebi olmamıştır.

Muhtarın bu dilekçesine karşılık derhal harekete geçen kamu görevlileri, muhtar hakkında bizlerin bulunduğu suç duyuruları ile ilgili halen hiç bir işlem gerçekleştirmemiştir..

Çuva’nın inşasına, 1 Eylül 2015’te, ‘Dünya Barış Günü’nde, gökyüzünde mars ile jüpiter yakınlaşması varken, Güneş Aslan, Ay sondördünde Balık takımyıldızındayken, ev yatağının tesviyesi ile başlandı.

Aynı sırada yaylaya üç katlı betonarme bir bina yapmaya başlayan muhtarın bizler hakkında kaymakamlığa verdiği dilekçeye ithafen inşaat alanımızın etrafına “Çevreye verdiğimiz ahlakî rahatsızlıktan ötürü özür dileriz.” tabelaları yerleştirildi.

9

2 gün süren bu tesviye sırasında en üstteki organik bakımdan zengin olan toprak daha sonra yeşillenecek olan çatı için, daha derindeki toprak ise evin duvarlarını oluşturacak olan çuvalları doldurmak için, çıkan taşlar da büyüklüklerine göre (küçük/orta/büyük) temel ve su basmanında kullanılmak için bir kenara ayrıldı.

9

11

12

Tesviyeden sonra, 1 Ağustosta yaşam alanımıza yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı ve 11 Ağustosta Kürce HES bekçisi ‘Şaban Akkay’ın, Elif’in yaşam alanına gelip “Birhan’a söyle ayağını denk alsın. Yoksa kırarız bacaklarını..” tehdidi nedeniyle bulunduğumuz suç duyuruları ile ilgili Kumluca’ya inip savcıya ifade verdik.

13

Sonra dönüp, tesviyelenen alanda iç çapı altı metre olacak olan evin duvarlarının yerini işaretledik külle. Kazılacak olan temel çukurunun genişliğini duvarı oluşturacak olan çuvalların eni belirledi. İçine toprak konunca daralan çuvalların üzeri sıvandığında alttaki su basmanıyla aynı hizada olması adına.

14

15

Yaklaşık 40 cm derinliğindeki temel çukuru kazılıp içine irice olan taşlar, üstüne de çakıltaşı serilip tokmakla sıkıştırıldı.

 

16 17 18 19 20

Temel bittikten sonra Elif, hakkında açılan hakaret davasına katılma zorunluluğundan ötürü, yaşam alanından 70 km uzaklıktaki Antalya adalet sarayına inmek durumunda kaldı kızıyla. Mülkün temeli olan adaletin sarayında, kendi elleriyle topraktan yuvasını kurmaya çalışan mülkiyetsiz bir kadın olarak hak aramak adına. Bırakın hakareti, en sinirli halinde dahi sesini yükseltmeden hakkını kollayan sakinlikteki Elif’i adaletin sarayının huzuruna çıkaran bu süreç, onu kendi elleriyle yaptığı Toprak’tan çıkmaya zorlayan zihniyetin bir oyunuydu. O bu oyuna gelmeyip, yeni yuvası olacak olan Çuva’nın temelini bile kazıp gelmişti adaletin huzuruna, tüm iç huzuruyla.

Elif geçen sene Toprak’ı inşa edip içinde yaşamaya başladıktan sonra, komşusu Birhan ve Tuğba’nın etrafındaki arazilerin HES şantiye şefi Ali Süzen’e satılmasına aracılık eden Yılmaz Şen adlı bir kişi, karısı Şeref Şen ile birlikte hemen bu arazilerin altında derme çatma bir kulübede yaşamaya başlamış, her yer otlak iken, keçi otlatma bahanesiyle durmadan Elif’in yaşam alanının direkt içine girmek suretiyle onu rahatsız etmeye başlamışlardı. En son kapısının önüne kadar keçileri ve köpekleri ile bir sabah adeta dayanan bu şahıslara Elif’in sadece ‘Lütfen yaşam alanıma girmeyin’ demesine karşılık Yılmaz Şen adlı şahıs; ‘Sen kimsin?! Biz istediğimiz yerden geçeriz! Seni buradan çıkarttırırız!’ diye bağırarak tehdit etmişti. Elif’in bu tehdite karşılık yaptığı suç duyurusunu kale almayarak derhal takipsizlikle sonuçlandıran Kumluca savcılığı, Yılmaz ve Şeref Şen adlı şahısların hakaret iddiasıyla yaptığı suç duyurusunu haklı bulup dava açılmasına hükmetmişti. İşte bu davanın ilk duruşması için Elif kızıyla birlikte ‘adaletin mülkün temeli’ olduğu saraydaydı. Mülkten yana olan adalet, nehrin mülkiyetine sahip olan HES şirketlerinden, toprağın mülkiyetine sahip onların şantiye şeflerinden ve o şeflerin mülkiyet bekçilerinden yana mı yoksa mülkiyete ve onun yok ettiklerine karşı yaşamı kendi elleriyle savunan Elif’ten mi yana olur göreceğiz.

https://gaiadergi.com/alakirdaki-tacizler-giderek-artiyor-doga-savunucusu-elif-arig-yargilanmaya-calisiliyor/

21

Ona destek olan dostları o sırada Çuva’nın temel çukurunun üzerine taştan su basmanı örüyorlardı.

22

Elif ve kızı Cana Işık Alakır’a döndüklerinde beraber hazırladılar çamuru, sermek için su basmanının üzerine.

 

23 24

11 Eylül sabahı hemen yanımızdaki derenin karşısındaki mezarlığın içinden gelen ağaç motoru seslerine koştuk. Meşe, çam, çınar, menengiç, alıç.. ağaçları ve çeşitli çalılarla kaplı bu eski mezarlıkta bir takım insanlarla karşılaştık. Ellerindeki ağaç motorlarına bakıldığında pek ‘hayırlı’ bir iş içinde olmadıkları belli olsa da başlarındaki adama; “Hayırdır?” diye sorduk. O da; “Alakır Vadisi’ndeki tüm mezarlıkların ‘temizlenmesi’ için Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından görevlendirildiklerini, mezarlıklardaki ağaç ve çalıları keserek ‘temizlik’ yaptıklarını” söyledi. Sakinliğimizi koruyarak; “Mezarlıkların doğa ile iç içe, huzurlu ve korunmuş alanlar olması gerektiğini..” anlattık. Yetkili şahıs nispeten anlayışlı çıktı ve en azından büyük ağaçları kesmekten vazgeçti. Ama çalıların tümü ve bazı genç ağaçlar bu ‘temizlikten’ kurtulamadı maalesef. Tek tesellimiz çalıların tekrar çıkacağı ve büyük meşe ağaçlarının kurtulmuş olması idi. ‘Temizlik’ bahanesiyle mezarlıklardaki ağaçları bile kestiren zihniyetin hüküm sürdüğü bu dönemde anlaşılan insana mezarda bile rahat yoktu.. Huzur içinde yatarken sadık yarin kucağında, gelip kesebilirlerdi her an başucunuzdaki ‘pis’ ağaç ve çalıları.

13 Eylüldeki yeniay, güneş tutulması, arınmak için ganj nehri sularına milyonlarca insanın akın ettiği ‘Kumbha Mela’ festivalinin ana yıkanma günü ve Çuva’nın emektarlarından Özerk Pamir’in doğumgünü bahaneleriyle om shanti yeah çalışanları Alakır’ın kenarında yeryüzü sofralı yürüyüşteydi.

 

25 26 27

Bir günlük bu dinlenme ve arınma sonrası su basmanının içi önce büyük, sonra küçük taşlarla tesviyelenip üzerine toprak serildi.

 

28 29 30 31

Zamanla oturma yerleri çatı tahtasına ve pencere üstü kalaslarına, masası da mutfak tezgahına dönüşecek olan ‘om shanti yeah’ mutfağı.

32

16 Eylül‘de bu sefer de Tuğba ‘ifade’ vermek için Antalya’ya inmek zorunda kaldı. Antalya ÇED ve Çevre İzinleri Şube Müdürü ‘İbrahim Özçelik’in; “Facebook üzerinden kendisine hakaret edildiği, hedef gösterici, küçük düşürücü ve rüşvetçi memur konumuna sokulduğu” iddiası ile savcılığa yaptığı suç duyurusu kapsamında, bir facebook hesabı bile olmayan Tuğba, Bahçelievler Polis Karakolu’nda ifade verdi.

https://gaiadergi.com/alakirda-doga-katliamina-onay-yasam-savunucusuna-suc-duyurusu/

33

Tuğba da ifadesini verip döndükten sonra Çuva’nın kapısı yerine yerleştirilip çamurla ve ahşap desteklerle sabitlendi.

34

Mutfağa gelecek olan su ve gideri için borular yerleştirildi.

35

20 Eylül‘de, 47 gün sonra gelen ilk yağmurun bereketiyle nemlenen toprakla çuvallar doldurulup, tepilip, her sıranın arasına dikenli tel serilerek duvar örülmeye başlandı.

 

36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48

22 Eylül‘de hem Alakır Nehri Kardeşliği’nin 2000. günü hem de bu kardeşlerden Zeynep Pekiner’in doğumgünü kutlamaları vardı Om Shanti Yeah Alanı’nda.

 

49 50 51

23 Eylül‘deki Sonbahar Ekinoksunda dördüncü sıra çuvallar serilip tepildikten sonra salon ve yatak odası pencereleri yerlerine yerleştirilip desteklerle sabitlendi.

 

52 53

Bu sırada vadiye can katan Alakır nehrini borulara hapseden Metamar/Dedegöl Enerji şirketine ait Kürce HES’in baraj duvarının dibinde, dere yatağının içinde bir kepçe çalıştığını önce çıkan korkunç seslerden duyduk, sonra gidip gördük. Kepçe direkt dere yatağının içine girmiş kayaları parçalıyordu..

Ankara Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı aradık konu ile ilgili.

“Bizde böyle bir çalışmaya dair izin gözükmüyor. Antalya İl Müdürlüğü’nü arayın” dediler.

Aradık.

Herhangi bir bilgi verilmek istenmedi.

Daha sonra Antalya DSİ Bölge Müdürlüğü’nü aradık.

“Bizim de bir bilgimiz yok. Finike DSİ İlçe Müdürlüğü’nü arayın” dediler.

Aradık.

“Bizim verdiğimiz bir izin ya da konu ile ilgili bir bilgimiz yok. Şirketi bir arayalım biz” dediler.

Aradılar.

Geri dönüp; “Dere yatağında aynı DSİ’nin yani bizim yaptığımız gibi dere ıslahı çalışmaları yapıyorlarmış. Sorun yok” dediler.

“Dere yatağında yapılan her işlem izne tabi değil mi? Denetim yapılması gerekmez mi? dedik.

“Tabii ki her işlem için izin alınması gerekir haklısınız ama bir sıkıntı yok. Fotoğraf çekip yollayacaklar. Konunun takipçisi olacağız” dediler.

Bu gayri resmi yollardan bir sonuç alamayınca 181 Çevre İhbar Hattı’nı arayarak konuyla ilgili ayrıntılı ihbarda bulunduk.

“E-posta yoluyla size geri bildirimde bulunacağız” dediler.

Bulundular.

Günler sonra gelen e-posta “konunun kapatıldığı” ile ilgiliydi.

Yolladığımız dilekçelere gelen cevaplarda benzer nitelikteydi.

Birkaç hafta sonra şirketin yaptığı bu ‘dere ıslahı’ çalışmasının hemen ilerisinde büyük bir heyelan oldu ve köyün yolu günlerce kapalı kaldı. Yine herhangi bir denetim yoktu.

Yedinci sıraya geldiğimizde, mutfak tezgahını oturtacağımız destek tahtalarını yerleştirdik çuvalların üzerine.

54

Günde bir sıra çuval doldurulup, serilip, tepilip, üzerine dikenli tel çekildi. Sadece bir gün, artan dost desteğinin keyfi ile iki sıra çuval doldurulup, tepilip, dikenli telleri serildi.

 

55 56 57

Mutfak penceresini yerleştireceğimiz dokuzuncu sıraya geldiğimiz 28 Eylül, ay tutulmalı dolunay nedeniyle tatildi.

 

58 59

Alakır Vadisi’nde ay tutulması batımı.

60

Duvarın örülmesine devam edilirken 12. sırada mutfak penceresinin, 14. sırada ise salon ve yatak odası pencerelerinin üzerine ahşap kalaslar (lento) konuldu.

 

61 62 63 64 65 66 67 68 69

5 Ekim de 15. sıra çuvalın da serilip tepilmesiyle duvarların çuvalla örülmesi tamamlandı. (498 adet çuval)

 

70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80

Toprağın kaba elekle elenmesinden sonra, içine saman katarak hazırlanan çamurla sıvanmaya başlandı çuvallar.

 

81 82 83 84 85 86

Çuva’nın çatı direklerini getiren Reşit Bora’nın doğumgünü kutlandı çamurdan pastayla 🙂

 

87 88 89 90 91 92

Yeniay’da mandala çatının (reciprocal roof) direkleri yerleştirildi.

 

93 94 95 96 97 98 99

15 Ekim’de iç/dış kaba sıvası tamamlandı Çuva’nın.

100

Palet denen atık tahtalarının çivileri çıkartılıp sağlam yerleri ile tavan tahtası çakıldı.

 

101 102 103 104 105 106 107

Biz ormanın ortasında şehrin atık tahtalarının tek tek çivilerini söküp değerlendirirken, etrafımızda kesildiğini, yıkıldığını gördüğümüz, duyduğumuz koca ağaçların ve onları taşıyan kamyonların sesi yankılanıyordu vadide.

Nedenini sorduğumuzda yetkililere, bize; “O bölgedeki bozuk, çürük, yaşlı.. kızılçam ağaçlarının ihale ile kesime verildiğini, kesilecek ağaçların orman memurları tarafından işaretlendiğini, endişelenmemiz gerekmediğini, çünkü işaretlenenlerin dışında herhangi bir kesim yapılamayacağını, kesimin denetlendiğini, zaten kesilenlerin de yaşlı, bozuk.. ağaçlar olduğunu..” söylediler.

Vadinin hemen karşısında, gözlerimizin önünde devrildi bir biri ardına, bizim için birer can olan ulu ağaçlar, üzerlerinde onu yuva bilen yüzlerce canlı ile birlikte, altında onun sayesinde yuva yapmış binlerce canlının üzerine.. Üzerlerinde bir çarpı işaretiyle..

Katledeceğini önceden mimlemek ve bir bahane üretmek, katleden insanın tarihi bir refleksi olsa gerek..

Aynı zamanda korkunç bir “tapulu kesim” vebası da yayıldı vadiye bu son dönemde. Şirketlerin ve devletin toplu kesimlerine ek olarak, tapu sahibi olan köylülerin arazilerindeki ata yadigarı asırlık meşe ağaçlarını keserek satmaya başlamaları ile vadide topyekün bir katliam yaşanmaya başlandı.

Bizler etrafımızdaki canlılarla barış içinde yaşama niyeti ile örerken Çuva’yı, hem vadide, hem yanıbaşımızdaki vadilerde, ovalarda, şehirlerde, dağlarda, denizlerde, uzak kıtalarda ve onların dağlarında, şehirlerinde, okyanuslarında, ovalarında… barışa ve kardeşliğe olan umudu sınayacak kadar korkunç katliamlar devam etti hiç durmaksızın..

Bizde umudu örmeye..

Tek eylem bildiğimiz yaşamın içinde.. “Düşlediğimiz gibi yaşamaya çalışmıyorsak, en az karşı çıktığımız düzen kadar ikiyüzlü, hırsız ve katil oluruz” düşüncesiyle..

108

Çuva’nın genel inşası bitip kendini belli edince başladı daha hafif dokunuşlar..

Mandala direklerinin uzun uçları kesilip destek için içten çakıldı.

109

Çatı ile duvar arasındaki boşluklar taşla doldurulup çamurla sıvandı.

Bir tek sobanın üzerindeki boşluk havalandırma olarak açık bırakıldı.

110 111

Her ihtiyaçta Kumluca’dan hızır gibi yetişen, Om Shanti Yeah mutfağını kendi yaptığı mezelerle şenlendiren Özgür Örtülü kardeşimizin doğumgünü kutlandı bu arada..

Nefise ablamızın ve eşi Hüseyin abimizin oğlu olan Özgür’ün ailece işlettikleri, vegan opsiyonlu ve gerçekten nefis yemekler yaptıkları ‘Nefis Ev Yemekleri’ dükkanı var Kumluca’da. Her birimizin, hakkımızdaki sayısız suç duyurusu kapsamında savcıya verdiğimiz ifadelerimizin hemen sonrasında ya da öncesinde soluklandığımız can dostu bir mekan. Önü yeşilliklerle dolu tek dükkan zaten Kumluca’daki.

Bu dikkate sahip herkesin rahatlıkla bulabileceği. Başka bir dikkate sahip olan zabıtanın ise bu konuda uyardığı ve ceza kesilmesin diye dükkanın önündeki çeşitli bitki ve çiçeklerin birçoğunun azaltılmak zorunda kalındığı yer aynı zamanda..

112

Çamur taban için yere çakıl serilip tepildi.

113

Dolunay’da kapı önü çardağı oluşturuldu.

114 115 116

Alakır nehrinin kenarından 3 ölçü kum ile 2 ölçü kili, 1 ölçü saman ve yarım ölçü sulu un lapasıyla karıştırarak hazırlanan iç duvar cilası 30 Ekim’de sürülmeye başlandı.

117 118 119 120 121 122 123 124 125

Mandala çatının gözü yerleştirildi.

126 127

Toprak serilerek yeşertilecek olan çatıya kapak tahtaları çakıldı.

128

Mutfağın su tesisatı döşenerek şehrin atıklardan oluşturulan tezgahı ve lavabosu yerleştirildi.

129 130

Danıştayca ‘korunması’ gerektiğine karar verilen, ancak bu yargı kararının bir seneyi aşan süredir valilik tarafından uygulanmaması üzerine oluşturduğumuz  ‘ASABİ’ (Alakır Vadisi’ndeki canlıların yaşamını savunma birlikteliği, ya da kısaca Alakırı SAvunma Bİrliği) ile biz de artık öz korumaya geçtik ve Alakır’daki canlıların yaşamına yönelik her türlü olumsuz girişime karşı hukuki ve barışçıl yöntemlerle 7/24 nöbete ve anında müdahaleye başladık.

Etrafta hayvanlara sıkılan her silah sesinin önce yerini, sonra dürbün ve kameralarla da şahsın kendisini tespit edip, yerinin bilgisini ve eşgalinin fotosunu ilgili birimlere telefon/internet üzerinden anında iletmeye başladık.

Aynı yöntemi,duyduğumuz her ağaç motoru sesinde de uygulamaktayız.

Av Koruma ve Orman Şefliği şu ana kadar bu konularda hassasiyet gösterdiler ve 60 km mesafeden kalkıp her seferinde gerekli müdahalelerde bulundular. Her ne kadar köyün muhtarı Ali Okur’un bu ihbarları yapan bizler için kendilerine; “Onların bu ihbarları asılsızdır. Artniyetli olarak bu ihbarları yapıyorlar.” demiş olmasına rağmen..

Azalardan birinin de bizzat kapımıza gelip; “Sizin yüzünüzden domuz öldürünce ceza yiyoruz.” demesi gibi..

131

Toprak serilerek yeşertilecek olan çatıya, bitki köklerinin delemeyeceği, su geçirmeyen kamyon/tır brandası ve onun üzerine de hasır serildi. Çatının gözüne kalın bir cam yerleştirilerek silikonla sabitlendi.

132 133 134 135

Yaklaşmakta olan kış koşulları ve Elif ile Cana Işık’ın küçük bir kamp çadırında kalıyor olmaları nedeniyle, kuruması uzun zaman alan çamur taban yapımı gelecek yaza ertelendi. Çakılların üzerini örtecek kadar toprak serilip, tepildikten sonra yere halı ve kilimler serildi.

Kapı önü basamaklarının yapımı, hemen 30 metre yukarıdan kendi akışıyla gelen kaynak suyunun Çuva’ya bağlanması, genel temizlik, sobanın ve borularının yerleştirilmesi ve Toprak’taki eşyaların Çuva’ya taşınmasıyla birlikte, 11 Kasım’da, ‘Diwali’ (Işık Festivali) gününde kavuştu Elif ile Cana Işık “Çuva”larına.. Ertesi günün sabahının yeniay’ında uyandılar yeni yuvalarında.

136
137
Elif ile Cana Işık yeni yuvaları olan Çuva’nın ilk sabahına uyanırken Tuğba 12-13 Kasım’da İstanbul’da gerçekleşen ‘İklim Forumu’nda iklim için, yaşam için ve onu korumak için yaptıklarının deneyimlerini paylaşmaktaydı sunumuna katılanlara. “Devrim yapamayız. Devrim olabiliriz ancak”ı bir kez daha hatırlatmak adına.

http://www.alakirinsesi.org/iklim-icin-biz-de-variz/

138 139

13 Kasım, “Alakır Vadisi’nin 1. Dereceden Doğal Sit Alanı ilan edilerek koruma altına alınması” kararının danıştay tarafından da onanarak kesinleşmesinin ve bu yargı kararının ilgili yürütmesi olan Antalya Tabiat Varlıkları Kurulu tarafından uygulanmayışının 500. günüydü. Gün geçtikçe adaletin yaşamdan uzaklaştığı..

Destek imzası için: http://bit.ly/alakirsit

Maddi destek için: http://www.alakirinsesi.org/alakirin-sesi-4-muzik-albumu-cikti/

Hakkımızdaki suç duyuruları, davalar.. ya da eylem ve sunumlar için indiğimiz Antalya’da soluklandığımız, Alakır Nehri Kardeşliği’nin buluşma mekanı, aynı zamanda ‘Alakırın Sesi’ müzik albümlerine de ulaşabileceğiniz, can dostu Ece Nur Cömert’in Kaleiçi’ndeki “Çello Kafe”sinde İklim Forumu’ndan dönen Tuğba’yı karşılamışken gelen bir bilgi doğrultusunda oluşturduğumuz ekip ile, tam da o sırada dünyanın en büyük tüketicileri olan ülkelerin buluştuğu G20 zirvesinin gerçekleştiği alanın dibindeki Suriyeli mültecilerin tükenmiş yaşam koşulları yerinde tespit edilip ilgili kuruluşlara bilgi verilerek yardımların ulaştırılması sağlandı.

Destek olmak isteyen can dostları Ece Nur Cömert ( 0541 590 5147 ) ile iletişime geçebilirler.

18-19 Kasımda, ince elekten geçirdiğimiz toprağa saman katarak oluşturduğumuz çamur ile tamamladık Çuva’nın dışının ince sıvasını, cilt kremini..

140 141 142 143 144

21 Kasım’da dostlarla Çuva’nın açılış buluşması gerçekleşti.

145 146

Angelique’in bu buluşmaya gelirken sokakta bulduğu iki dolap, mutfak dolapları olarak ayarlanarak yerleştirildi.

147 148

25 Kasım gecesi Çuva’da İlk dolunay.

149 150

Birkaç gün sonrasında Çuva’nın manzarası, Alakır Vadisi’nin zirvelerindeki mevsimin ilk karı.

151

Ve doğa anasından ödünç alınan “Toprak”, doğa anasına geri verildi.

152 153

40W’lık bir güneş paneli ve tesisatı döşenerek Çuva’nın tüm elektrik enerji ihtiyacı karşılandı.

154 155

Son olarakta ormandaki torfla karıştırılan toprak, içine yonca tohumu atılarak çatıya serildi. Aynı yeryüzünün üstüne çektiği battaniyesi gibi, yağmurlarla birlikte yeşermeye ve çatıdaki toprağı tutmaya başlaması adına.

156 157 158

‘Çuva’nın yapımında kullanılan aletler.

159

10 hafta süren yapımında hiçbir makina kullanılmayan ve böylelikle topraktaki ve etraftaki canlılara zarar vermeden, gürültü yapmadan, ev yatağından çıkan taş ve toprak ile şehrin atıkların değerlendirilmesiyle oluşturulan 28 m2’lik Çuva’nın maliyeti, hediyeleri ile birlikte 1500 lira (500$) oldu.

Bazısı için bir aylık kira, bazıları için bir aylık asgari ücret ya da bir adet akıllı telefon parası..

Bunun 200 tl si çuvala, 250 tl si pencerelerin üzerine yerleştirdiğimiz ahşap kalaslara, 700 tl si çatı direklerine, 100 tl si camlara ve 250 tl si çivi, vida, su borusu, musluk, vana, tel.. gibi malzemeler için harcandı.

Ersan Çot’un kendi kereste dükkanında hazırlayıp getirdiği çatı kapak tahtaları, çatı camı ve çerçevesi,

Bora’nın topladığı kapı, pencere, lavabo, palet.. gibi atıkları minibüsü ile taşıması,

Hüseyin ve Alper Tuncer kardeşlerin “Cana Işık’a bizden küçük bir hediye” diyerek kesip dikip yolladıkları çatı brandası,

Alpar Sargın’ın kestirip getirdiği saçak tahtaları,

Reşit Bora’nın satın alınan çatı direklerini kamyonetiyle getirmesi.. gibi hediyeler olmasaydı maliyet ikiye katlanabilirdi.

Ama Çuva herhangi bir inşaattan farklı olarak, tek başına çocuğuyla doğa ile uyum içinde yaşayan bir kadına yapılan haksızlığa karşı bir dayanışma destanına dönüşmüştü çoktan. Maddi hesapların ötesinde bir durumdu bu. Dünyanın en zengininin bile parası ile satın alamayacağı değerde.. Anadolu’nun birçok yerleşkesinden koşup yardıma gelen can dostları ve özellikle köyün muhtarı tarafından ‘ahlaksız’ olarak nitelendirilen kadınlar ördü Çuva’yı hepbirlikte..

Aşk, barış ve kardeşlikle..

160 161 162

Çuvaldan ev yapımı konusunda genel bir yol tarifi veren bu hikayeden fazlasını arayan ve yapmaya niyeti olanlar, bizim de faydalandığımız pdf’i şu linkten indirebilirler;

www.rivendellvillage.org/Earthbag-Building-The-Tools-Tricks-and-Techniques.pdf

Sırada depo, hamam, gölet, bostan ve meyva bahçesinin oluşturulması var artık.

Alakırlı rahmetli Durmuş amcamızın “Evin harcı nefestir” diyerek bizlere anlattığı gibi.. Nefes olduğu sürece olacak olan.

Yaşayarak yaşatmaya ve mücadeleye devam.

Emeğini ve yüreğini koyan tüm can dostu kardeşlerin varlığına şükranla..

Öykü anlatıcısı: Birhan Erkutlu

Aralık 2015

163 164

Comments are closed.